Türk Milleti Altay’ı istiyor

Fenerbahçe’nin başarılı genç yeteneği Altay Bayındır, Trabzonsporlu Uğurcan Çakır’ı ve Medipol Başakşehirli Mert Günok’u geride bıraktı.

Süper Lig’in 11. hafta karşılaşmasında Sarı Laciverlilerin deplasmanda Denizlispor’u 2-0’lik skorla geçtiği maçtan sonra en fazla konuşulan isimlerden biri de tartışmasız genç kaleci Altay Bayındır oldu.

Fanatik gazetesi Twitter hesabı üzerinden yapılan ankette Trabzonsporlu Uğurcan Çakır’ı ve Medipol Başakşehirli Mert Günok’u geride bırakan genç yıldız Altay Bayındır Ay Yıldızlı Milli formayı giyerken görmek isteniyor.

Yapılan ankete 22 bin 312 kişi katıldı. Yüzde 40,3’ü Altay Bayındır cevabını verdi, Uğurcan Çakır ankette oyların yüzde 38,8’ini alarak ikinci sırada yer aldı.

Milli Takımımızın as kalecisi Mert Günok ise ankette yüzde 17,2’lik oy yüzdesi ile 3. sırada kendine yer buldu. Ankete katılım gösterenlerin yüzde 3,7’lik kısım ise ‘Diğer’ seçeneğini işaretledi.

Altay Bayındır’ı tanıyalım

Şüphesiz herkesin takdirini toplayan genç kaleci kendisini şöyle tanıtıyor: “Ailem Bursa’da yaşıyor. Annem de babam da emekli. Annem kısa bir süre Almanya’da çalıştı. Babam serbest meslek sahibi, annem ise anaokulu öğretmeniydi.

Üç kardeşiz. Ben üç numarayım. Bir ablam ve bir abim var. Abim aşırı araba meraklısı bir insan. Antika araba alır, toplar… Dayımın dükkanında arabalarla uğraşıyor. Ablam da belediyede memurluk yapıyor.

Evli ve bir yeğenim var. Futbol oynamaya her çocuk gibi mahallede başladım. Abim Yolspor’da oynuyordu, ben de orada başladım. Zaten küçüklüğümüzden beri kimse bize bir şey demeden bir merakımız vardı futbola.

Bir an önce bir kulübün kapısından içeri girmek istiyorduk. Malzemelerin, çantaların kokusunu hâlâ daha unutmadım. O kıyafetlerin kokusu insanı farklı bir boyuta sokuyor. İnanılmaz bir heyecan veriyor. Yolspor’a abimle gidiyordum ama küçüktüm tabiî.

O yüzden de gerideydim biraz. Sonra ilgimi görünce beni de aralarına aldılar. Takımın maskotu gibiydim. En küçük bendim. Oyuncu olarak başladım. Mahalle aralarında, kendi oturduğum yerde asla kaleye geçmezdim.

Kalecilik bana daha uzaktı. Küçüklükte kimse kaleye geçmek istemez malûm. Halı sahada bile böyleydi. Ben de bu bakış açısındaydım. Ama iyi ki de öyle yapmışım. Çünkü sürekli ayak oyunundaydım. Bu bana çok şey kattı.

Ama okul takımında penaltılara kaldığımız zaman da kaleye geçiyordum. Boyum yaşıtlarıma göre o zaman da biraz daha uzundu. Kaleyi daha iyi kapatabiliyordum. Bir gün Yolspor’da antrenman yaparken, kaleci gelmemişti.

Bana, “Altay kaleye geç” dediler. Benim de merakım vardı açıkçası… Geçtim kaleye. İki top kurtardım, hoşuma gitti. Biraz sardı ama “Hadi hocam yeter” dedim. Tamam, güzel de yeter yani… O zamanlar çok küçüktüm.

Ertesi gün idmanda hoca yine kaleye geçmemi istedi. Sonra alışma sürecim oldu. Beğenmeye başladım. O idman sonrası kalecilere baktım. Van Der Sar’ı, Buffon’u izledim. Eldivenleri, kıyafetleri ilgimi çekti.

Bakıyorsun sahaya 10 tane oyuncu aynı, bir tanesi farklı. Bir tanesi daha gösterişli. Sonra hemen babama söyledim. O da sağ olsun bana eldiven aldı getirdi. Merakım daha çok arttı. Hatta annemle şöyle bir diyaloğum olmuştu hiç unutmam onu…

Annem mutfakta yemek yapıyordu, yanına gittim ve “Anne sana çok önemli bir soru soracağım” dedim. “Buyur oğlum sor” dedi. “Ya ben ne yapayım? Kaleci mi olayım, oyuncu mu olayım?” diye sordum. Annem, “Valla oğlum sen kaleci ol. Sen yaparsın” dedi.

Evde de mesela yatağa filan atlıyorum. Oradan alâka kurdu sanırım. Anneler bilir malûm. Hissiyatları yüksektir. Sonra eldiven filan gelince merakım çok arttı. Sonra kaleci idmanlarına başladım. Bursaspor’a geçtiğimde de altyapıda ciddi bir eğitim aldım.”

şeklinde açıklamalarda bulunarak kaleciliği nasıl seçtiğini ve çocukluğunda neler yaşadığından böyle bahsediyor.